site sağ üst köşeye bayrak ekle ÇELTİK-PİRİNÇ DİYARI VE TARİHİN YAŞADIĞI KENT BOYABAT/SİNOP SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ.


Web'te Türkçe


günlük çoğul ziyaretçi



 
ÇELTİK- PİRİNÇ DİYARI VE TARİHİN YAŞADIĞI KENT BOYABAT/SİNOP
ANA MENÜ  
 
ANA SAYFA
  BOYABAT
  BOYABAT TARİHİ
  BOYABAT FOTOĞRAFLARI
  BOYABAT COĞRAFYA DURUMU
  BOYABAT EKONOMİ DURUMU
  BOYABAT SANAYİ DURUMU
  BOYABAT KÖYLERİ
  BOYABAT NÜFUS DURUMU
  BOYABAT EĞİTİM DURUMU
  BOYABAT SAĞLIK DURUMU
  BOYABAT SPOR DURUMU
  BOYABAT YÖRESEL YEMEKLERİ
  BOYABAT ŞİVESİ
  BOYABAT MANİLERİ
  BOYABAT ULAŞIM VE HABERLEŞME DURUMU
  BOYABAT TARİH ESERLERİ
  BOYABAT KALESİ TARİHİ
  BOYABAT KALESİ YERALTI ŞEHRİ
  BOYABAT ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
  BOYABAT KÖYLER TARİHİ
  BOYABAT EL SANATLARI VE ÇEMBERİ
  BOYABAT TANITIM VİDEOLARI
  BOYABAT DAVUL-ZURNA VİDEOLARI
  TÜRKÜLERİMİZ
  BOYABAT İKLİMİ
  BOYABAT EVLERİ
  SİNOPLU SANATÇILAR VİDEOLARI
  BOYABAT KIŞ FOTOĞRAFLARI
  BOYABAT İSMİNİN KAYNAĞI
  BOYABAT KIRKKIZLAR KAYASI HİKAYESİ
  BOYABAT BAZALT KAYASI
  BOYABAT TURİZM DURUMU
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  KOMİK VİDEOLAR
  BOYABAT ÖNEMLİ TELEFONLARI
  BOYABAT PANAYIRI
  BOYABAT OTOBÜS FİRMALARI
  E-DEVLET LİNK LİSTESİ
  ESKİ BOYABAT FOTOĞRAFLARI
  DOST SİTELERİMİZ
  İSLAMİ VİDEOLAR
  TARİH KÖŞESİ
  PEYGAMBERLER TARİHİ
  RÜYA TABİRLERİ
  KURAN-I KERİM DİNLE
  KURAN DERSLERİ
  SİNOPLU MİLLETVEKİLLERİMİZ
  PEYGAMBERİMİZ
  KURAN VE BİLİM
  TELEVİZYON İZLE
  İLAHİ DİNLE
  MÜZİK DİNLE
  GÜNLÜK BURÇLAR
  SİNOPLU GAZETECİLERİMİZ
  BOYABATLI EVLİYALAR
  BELEDİYE BAŞKANIMIZ
  KAYMAKAMIMIZ
  YÖRESEL KIYAFETLERİMİZ
  BOYABAT KALEBAĞI FOTOĞRAFLARI
  BOYABATLI ÜNLÜLER
  TÜRKİYE HARİTASI
  ATASÖZLER
  BİLGİSAYAR
  DÜNYA HARİTASI
  SOHBET ODASI
  SİNOP VE İLÇELERİ
  EĞLENCE
  BOYABAT MEŞHURLARI
  BOYABAT GECE FOTOĞRAFLARI
  BOYABAT SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
  MEVLANA NIN YEDİ ÖĞÜDÜ
  SİNOP VE İLÇE POSTA KODLARI
  İL İL PLAKA KODLARI
  İSLAMİ BİLGİLER
  KURAN-I KERİM OKU
  BOYABATLI ŞEHİTLERİMİZ
GÜNÜN SÖZÜ.
SOSYAL SİTELER
BOYABAT KALESİ TARİHİ
BOYABAT KALESİ TARİHİ
BOYABAT KALESİ TARİHİ

BOYABAT KALESİ TARİHİ Boyabat'ın önemli tarihi eserlerinden biri olan Boyabat Kalesi, kentin en yüksek noktasında şehrin bir tacı gibi durmaktadır. Boyabat'ın bulunduğu Gökırmak vadisinde karşılıklı sarp iki kayalık tepeden biri üzerinde bulunan kalenin, kayadan oyma merdiven ve alt yapısından çok eski çağlardan beri var olduğu anlaşılmakta olup, M.Ö. 600 yılında tahmin edilmektedir. Kalenin batı ve kuzey tarafları uçurum halindedir. Doğu ve güneydoğu yüzleri ise, içiçe burçlarla takviye olunmuştur. Doğudaki dış sur birbirine paralel iki duvardan ibarettir. Doğusunda bulanan kapı burcu moloz taşından harçla yapılmıştır. Kalede şehrin merkezinden geçen çaya inen bir tünel bulunmaktadır. Çeşitli zamanlarda onarım ve eklerle güçlendirilen kale, yarım yuvarlak bir görünüşe sahiptir. Kale; günümüz modern Boyabat yerleşimin batısında Gök ırmak vadisinde karşılıklı iki sarp kayalık tepeden güneydeki üzerinde yer almaktadır. Yapı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 57.02.00 {1.17127] numara ile tescil edilmiş ancak, tescil tarih belirtilmemiştir. İlçenin adına ilişkin çeşitli görüşler bulunmaktadır. Leonhard (1915:79) da, daha sonra da araştırmacıların değindiği, Boya ile âbad kelimelerinin birleşiminden oluşmuş Boyalıoca anlamına gelmektedir bilgisi yer alır… Aynı araştırmacı halk arasında Voyabat dendiği Kinner”in de ismi Voyvoda şeklinde kaydettiği belirtir. Yer isimlerinde , zaman içerisinde fonetik yapının değişimi çok rastlanılan bir durum olmakla birlikte bu konuda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün değildir. Daha sonra, Boyabat”ın antik adının Germenikopolis ya da Yermenikopolis olduğu, Batlamyos”a ait Coğrafya kitabında bulunan haritaya dayanılarak belirtilmiş olsa da adı geçen yerleşmenin aslında günümüz Çankırı ili olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. Esemenli Boyabat ve havalisinin ilk adının Pimosilene oldugunu belirtmektedir. İsmin, Pinolisene, Pimolitis ve Pimolasa gibi çeşitli yazılışları olduğu anlaşılmaktadır. Amasya ilinin kuzeyinde ya da Osmancık ilçesinin doğusunda bulunduğu düşünülen bir yerleşme ve bölgenin adı olduğu ilgili araştırmalarda belirtilmiştir. Doğudaki dış sur, birbirine paralel iki duvardan ibarettir. Aralarında açıklık 6 m olup moloz taşından harçla yapılmıştır. Bu duvarların alt kısımları daha eskidir. Orta kısımdan kale tarafına harçla yapılmış tonozlu bir yol gitmektedir. Bu yolun kalenin kuzeyindeki tünelle alakalı olduğunu zannediyoruz Doğusunda bulanan kapı burcu moloz taşından harçla yapılmıştır. Kapı süveleri kesme taşalırın üst üste konulmasıyla meydena getirilmiş üstüne ağaç hatıllar konularak tuğla ve taş malzeme ile yuvarlak kemer çevrilmiştir. Kapının eni 2,10 yük 2,30 m “dir. İkinci kapı da ayni teknikle yapılmıştır. İki kapı arasındaki gecidin iki tarafıda birer küçük oda bulunmaktadır. Her ikisinin enleri 2,5 soldaki derinliği 2, sağdakinin 0,50, yük 3 cer m.”dir. Bunlara oda demekten ziyade niş demek daha yerinde olur. Doğu duvar burçlarından en itinali yapılan kuzey bitişiğindeki burçtur. Harçla moloz taşından yapılan bu burcun üç tarafı yuvarlaktır. Tepesinde ayrıca yuvarlak bir kısım daha vardır. Burcun üzerinde iç tarafından bir merdivenle çıkılmaktadır. Bundan sonra aynı malzeme ve teknikle yapılan burç ve surlar kuzeydeki uçurumun başına kadar gitmektedir. Kalenin güney yüzü birikinti mahrutiyle dolmuş olduğundan müdafa bakımından önemli sır ve burçlar bu tarafa yapılmıştır. Bunlar da yer yer zayiat vermişlerdir. Hepsi de aynı malzame ve teknikle yapılmışlardır. Kalenin üzerinde boyu 100, eni 30-40 m. Olan bir düzlük vardır. Burada birde su mahzeni bulunmaktadır. Moloz taşından harçla yapılmış olan bu mahzen ortasında bir duvarla ikiye ayırlımıştır. Boyu 12, eni 6, derinliği 7 mdir Tüneller bahsinde geçen kaya tüneli kuzey tarafındaki terasa üzerindedir Kalenin üzerinde bir çok çanak çömlek kırıkları bulunmakta ise de bunlar eski değildirler. 1830”da kalede Çapvan”lardan Hasan adında bir derebeyinin hüküm sürdüğü ve aynı şahsın o tarihte buradan sürüldüğünü R. Leonhard işaret etmektedir. 1830 da yine kale üzerinde 30 haneli bir mahalle buludugunu aynı kaynaktan öğreniyoruz. Kalenin üzerindeki tünel çok eskidir. Buna göre kale Paflagonyalılar zamanından beri meskün ve müdafaa yeri olarak kullanılıyordu. Fakat bugün ayakta duran kale Türk eseridir. Burç ve duvarların yapılış tekniği kapılar ve kemerler, su mahzeni tamamen türk ve bilhassa Osmanlı karakterinde yapılmıştır. Yalnız dıştaki birbirine parelel duvarların alt kısımlarıyla, kalenin üzerinde kuzey tarafındaki bahçe denilen kısmın alt duvarları Roma ve Bizans eseridir. BOYABAT İLE İLGİLİ EN GENİŞ ÇAPLI ARAŞTIRMA OLMASI AÇISINDAN DİKKAT ÇEKEN ÇALIŞMADA KALE İLE İLGİLİ BİLGİ DE VERİLMİŞTİR. Kalede son oturanlar bu mahalleye göç etmişlerdir, böylece kale boşalmış, kaledeki eski ev keresteleri surlar üzerinde aşağı atılırken biri ağacı elinden bırakamamamış ve ağaçla birlikte surdan aşağı düşmüş, bu taşınma 130-140 yıl önce bir cana mal olmuş bu kayalar üzerinde bir sürü kesik oyuk ve delikler var. Bunlar ilk kaleye ait işlerdir. Çok eski zamanlara gider… Boyabat Kalesinin buraya kadar anlattığım kısmı yani eski kale (M.Ö. 600) yıllarında Paflagonyalılar tarafından kurulmuştur. Biz eski kalenin dış görünüşünün nasıl olduğunu kestiremiyoruz. Bugün gördüğümüz sur ve burçlar çok yeni olup bir Türk Kalesidir. Biz Boyabat kalesini eski kesinti, oyma ve tüneli ile 2600 yıllık bir kale ve tarihi eser diye görüyoruz. Kalenin bugunkü haline gelince; Kalenin görünen surları burçları ve önündeki hendek ile iç kısmındaki su deposu Türk İslam eseridir. Bu kalenin Selçukluların son zamanlarında yapıldığı kanaatını vermektedir. Beklide Candaroğullarının Pervanelirin veya Danişmentlilerin eseridir. Kale kapısının önünde bir hendek bulunmaktadır. Bu hendek kaleye hucum edecek düşmanlar için bir engel olarak yapılmıştır. Boyabat Kalesine Döme dağı tarafından avgın ile su getirilmiştir. Yer yer bu eski avgınları rastlanmaktadır. Bu su yolunun İslami devirden öncelere ait olduğu sanılmaktadır İlçenin batısındaki Kale, çevreye hakim bir tepe üzerinde yer almaktadır. Yakın zamanlarda yapıldığı anlaşılan ve tepenin eteginde güneyden kuzeybatıya doğru çıkan merdivenlerle kaleye ulaşım sağlanmaktadır. Bu bölümde yer alan ağaçlar kale çevresinde bir koruluğun oluşmasına neden olmuştur. Genel hali ile iyi durumda olan duvarların büyük bölümü günümüze gelebilmiştir. Yapının geçmişi olduğu yenileme ve onarımlara ait elde ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Ancak 1991 yılında kalede bir onarım çalışması yapılmış, güney, batı ve doğu duvarların özellikle üst seviyeleri günümüz durumuna bu onarım sonucu almıştır. Onarımla ilgili detaylı bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu onarım sonucu, yukarıda değinilen, duvarların üst bölümleri ve mazgallar, daha çok nehir yataklarında bulanan taş malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Sinop yolundan Boyabat’ doğru girdiğinizde , Gazidere çayı üzerinde bir köprü bulunur. Bu köprüden batıya doğru baktığınız da birbirine çok yakın kocaman iki kaya kitlesi görürsünüz. Gazidere çayı bu iki kaya arasından sıkışarak geçer ve köprüye ulaşır. Eğer çaya doğru yürürseniz hemen bu iki kaya eteğine ulaşırsınız. Boyabatlar buraya “Kayaarası” derler. Burası her mevsim rüzgarlıdır. Sağanız da kılıçla kesilmiş gibi duran dik bir kaya bulunur. Bu dik kay üzerinde kargalar, kartallar kanat gerer, kaya kovuklarındaki yuvaları önünde uçarlar. Solda da ikinci büyük ve dik bir kaya bulunur. Soldaki kaya daha meyilli ve daha alçaktır. Kalenin üzerinde bulunduğu kayanın karşısındaki kayaya Kırk kızlar denilmektedir. Aynı zaman da buraya Pervane Tepesi de denilmektedir. Bu iki kaya arası jeolojik bir olayla meydana gelmiştir. Boyabat köprüsünden batıya baktığımızda gözümüze çarpan bu iki kayadan, doğudakinin üzerinde Boyabat Kalesi görünür. Bütün haşmeti surlar ve burçlar yükselir. Boyabat Kalesine çıkmak için kasabanın içinde girmek ve Gökdere mahallesinden Kertil yolunu tutmak gerekir. “Şu Kertil’i aşalım. Çamlıkta buluşalım.” diye söylenilen halk türküsünde adı geçen Kertil yolunu… Kalede son oturanlar Gökdere mahallesine göç etmişler, böylece kale boşalmış , kaledeki eski ev keresteleri surlar üzerinden aşağı atılırken, bir ağacı elinden bırakamamış ve ağaçla birlikte surdan aşağı düşmüş, bu taşınma 130-140 yıl önce bir cana mal olmuştur. Kaleye ilk tırmanırken kayalar üzerinde çok eski zamanlarda oyulmuş merdivenleri görürüz. Eski merdivenler zamanla aşınmıştır. Merdivenlerin sonunda bir düzlük çıkar. Kuzeye baktığımız da Gazidere çayı görünür. Bu çay bir ova meydana getirerek daha ileride görünen Gökırmak’a karışmaktadır. Sağ tarafa baktığınızda Boyabat ilçesi , kuzeyde kıvrıla kıvrıla akıp giden Gazidere çayı ve tarafında suladığı uzun ova bulunmaktadır. Boyabat Kalesini incelediğimizde kayalar üzerinde bir sürü kesik ve oyuk delikler bulunur. Kale kapısından içeri girildiğinde iç kalenin batısında biraz ilerlendiğinde kalenin suya inen bir tünel bulunur. Halk bu kaya tüneline (Cirabozan) der. Boyabat Kalesini ilk kuranlar kayaları buradan delmiş ve aşağıda akan çaya kaya içinden bir yol (tünel) açmıştır. Buna su yolu veya çıkış yolu diyoruz. Bu tünelin yapıldığı zamanlarda çayın yüksekliğinin bu çıkış deliği ağzında olduğu, zamanla derenin alçaldığı ve bugünkü haline geldiği anlaşılmaktadır. Yoksa su alma ve dışarı çıkma yününden tünel daha kapalı olarak 16 metre uzatılır, çaya kadar inerdi. Tünelin bütün merdiveni 252 basamaktır. Boyabat Kalesinin buraya kadar olan kısmı yani eski kale (M.Ö 600) yıllarında Paflagonyalılar tarafından kurulmuştur. Daha sonra bu civarda yaşayan çeşitli milletlerin kalesi olmuştur. Kaleyi elinde bulunduran bu milletler uzun yıllar içinde çeşitli ilaveler yapmış olabilirler. Belki de kalenin dış kısmı birkaç kere değişmiştir. Bugün gördüğümüz sur ve burçlar çok yeni olup bir Türk kalesidir. Biz Boyabat kelesini eski kesinti, oyma ve tüneli ile 2600 yıllık bir kale ve tarihi eser diye görüyoruz. Kalenin bugünkü haline gelince : Kalenin görünen surları, burçları ve önündeki hendek ile iç kısmındaki su deposu Türk İslam eseridir. Bu kalenin , Selçukluların son zamanlarında veya Osmanoğullarının ilk zamanlarında yapıldığı kanaatini vermektedir. Belki de Candoroğullarının, Pervanelerin veya Danişmentlerin eseridir. Yani kale surları, burçları tahmini 500 yıllık bir tarihe sahiptir. Bütün malzeme bu zamana aittir. “1830 da kalede Çapvan” lardan Hasan adında bir derebeyinin hüküm sürdüğünü ve aynı şahsın o tarihte buradan sürüldüğünü R. LEONHARD işaret etmektedir. 1830 da yine kale üzerinde 30 haneli bir mahalle bulunduğunu aynı kaynaktan öğreniyoruz. (A.G. Paflagonya.sh.177) Not : Türk İslam eseri olan Boyabat’ı süsleyen bu gördüğümüz kalenin bir kitabesinin olup olmadığı bilinmiyor. Bir rivayete göre bir Alman gelmiş. Tarihi eserleri incelemiş veya antika aramış… Bu Alman’a Gökdere mahallesinden birisi, kalenin kitabesini beş liraya satmış. Olay seferberlikte veya daha önce olmuş… Kısacası kesin olarak bir kitabenin var olup olmadığı bilinmemektedir. Kale kapısı incelenmiş kitabe yeri olarak bir boşluk, kale kapısı üstünden kitabe çıkarıldığını veya söküldüğünü gösterir bir emare bulunamamıştır. Bir taş üzerinde U harfine benzeyen bir şekil varsa da Türk İslam devrine ait kalelerde böyle işaret bir anlam taşımaz. Alman profesörü R. Leonhart 1914 yılında Boyabat’a gelmiş ve kaleyi incelemiştir. 1915 de Berlin’de Paflogonya adlı bir kitap yayınlamıştır. Bu kitabında Boyabat ve Boyabat kalesini anlatmaktadır. Bu kitapta kalenin kitabesinden bahsedilmemektedir. Söylenti bu profosörün inceleme yapmasından ileri gelse gerek. Boyabat Kalesi uzun bir zamandır bakımsız bir durumdaydı. Avrupa Birliğinden alınan hibe kredisi ile restore edilerek şimdiki görünümüne kavuşturularak turizme açıldı. Bundan sonra Boyabat Kalesini korumak ve ona sahip çıkmak tüm Boyabatlılar için bir görev olmalıdr. BOYABAT KALESİ FOTOĞRAFLARI

BOYABAT KALESİ FOTOĞRAFLARI

BOYABAT KALESİ FOTOĞRAFLARI




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
DÖVİZ KURU  
   
Reklam  
   
SAAT-TAKVİM  
   
NAMAZ VAKTİ  
   
HAVA DURUMU  
   
DUYURU PANOSU  
 

DUYURU PANOSU





 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



ATATÜRK KÖŞESİ. ÇELTİK-PİRİNÇ DİYARI VE TARİHİN YAŞADIĞI KENT BOYABAT/SİNOP SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ.